Yaşlı Bireyler Arasında Akran Zorbalığının Düzeyi ve Boyutları

Hıfzı Yunus Caner / Veli Özkurt

Öz: Akran zorbalığı araştırmaları büyük ölçüde çocukluk ve ergenlik dönemleri ile eğitim kurumlarına odaklanırken yaşlılık bağlamındaki akran zorbalığı literatürde önemli ölçüde ihmal edilmektedir. Bu çalışmayla yaşlılar arasında akran zorbalığının sıklığı, nerede/nasıl/hangi yollarla gerçekleştiği, yaşlılar arasındaki zorbalığın temel sebepleri ve zorbalığın taraflarının karakteristik özellikleriyle ilgili genel bir çerçeve ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında 60 yaş ve üzerinde 212 yaşlı ile yüz yüze görüşülmüştür. Görüşmelerden elde edilen veriler, betimsel frekans analizleri ve Ki-Kare Testleri ile analiz edilmiştir. Araştırmaya katılan yaşlıların %70,3’ü fiziksel, sözel, duygusal, sosyal dışlanma ve söylenti çıkarma, mal ve eşyalarına zarar verme, cinsel veya siber zorbalık türlerinden en az birisine maruz kaldığını belirtmiştir. Bu oran yaşlı kadınlarda %82,8, yaşlı erkeklerde %65,6’dır. Yaşlılar arasında en sık görülen zorbalık türleri ise %55,2 ile sözel zorbalık ve %48,6 ile sosyal dışlanma ve söylenti çıkarmadır. Veriler, yaşlılar arasındaki akran zorbalığının önemli bir sorun olduğunu göstermekte ve bu alanda önleyici politikalar ile etkili destek mekanizmalarına ihtiyaç duyulduğunu ortaya koymaktadır.

Anahtar kelimeler: Zorbalık, Akran zorbalığı, Yaşlılık, Yaşlanma, Sosyal dışlanma

Hıfzı Yunus Caner / Veli Özkurt
DOI: 10.29224/insanveinsan.1920439
Yıl 13, Sayı 42, Yaz 2026


Tam metin / Full text
(Türkçe)

[post-views]
25 Downloads


Creative Commons Lisansı
Bu eser Creative Commons Alıntı-Gayriticari 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.

Yaşlı Temsilini Televizyon Ekranından Okumak: Güldür Güldür Show Örneği

Nergiz Gündel / Sumru Yıldırım

Öz: Türkiye’de televizyon, en yaygın takip edilen iletişim aracı olma rolünü devam ettirmektedir. Yayınlanan programlar içerisinde komedi programları güldürürken düşündüren, eleştiri yapan ve öğreten içerikleriyle farklı temsiliyetleri de ekranlara taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı da yaşlı bireylerin komedi programlarında nasıl temsil edildiğini araştırmaktır. Araştırmanın örneklemini Güldür Güldür Show programının on birinci ve on ikinci sezonlarından amaçlı örneklem yöntemiyle seçilen doksan sekiz skeç oluşturmaktadır. Araştırma yaşlılık olgusunu dramaturjik karakter inşasının temelini oluşturan fizyolojik, sosyolojik ve psikolojik boyutlarıyla ele alan kuramsal bir çerçevede yürütülmüştür. Çalışmada program metinleri, R programlama dili ve NRC Duygu Sözlüğü aracılığıyla, hesaplamalı metin madenciliği yöntemleriyle analiz edilmiştir. Nicel veriler nitel içerik analiziyle harmanlanarak karma bir desen oluşturulmuştur. Bulgular yaşlılığın sosyolojik boyutta ‘maliyet’, psikolojik boyutta ‘idare’, fizyolojik boyutta ise ‘bakım nesnesine’ indirgendiğine yönelik veriler sunmaktadır. Ayrıca, temsillerde toplumsal cinsiyete dayalı çifte standartlar tespit edilmiştir. Sonuç olarak, komedi anlatısının yaş ayrımcılığını estetize ederek, toplumsal düzlemde normalleştirilebileceğini göstermektedir.

Anahtar kelimeler: Yaşlı temsili, Yaş ayrımcılığı, Medya çalışmaları, Televizyon, Komedi

Nergiz Gündel / Sumru Yıldırım
DOI: 10.29224/insanveinsan.1919620
Yıl 13, Sayı 42, Yaz 2026


Tam metin / Full text
(Türkçe)

[post-views]
29 Downloads


Creative Commons Lisansı
Bu eser Creative Commons Alıntı-Gayriticari 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.

Yalnız Yaşayan Yaşlıların Yalnız Yaşama İlişkin Değerlendirmeleri: “Gücüme Gidiyor Ama Ne Yapayım”

Edip Aygüler / Sema Buz

Öz: Türkiye’de modernleşme, göç, değişen aile yapısı, kentsel yaşam pratikleri gibi nedenlerden dolayı yalnız yaşayan yaşlı sayısında ciddi bir artış meydana gelmiştir. Yalnız yaşayan yaşlıların hem yaşlılığın hem de yalnızlığın sebep olduğu zorluklarla tek başlarına mücadele etmek durumunda kalmaları yaşlıların geneline göre daha dezavantajlı olmalarına sebep olmaktadır. Bu fenomenolojik araştırmanın amacı yalnız yaşayan yaşlıların yalnız yaşama ilişkin değerlendirmelerini ve yalnız yaşam sürecinde karşılaştıkları zorlukları keşfetmektir. Bu kapsamda Ankara’da, yalnız yaşayan amaçlı örneklem tekniği ve maksimum çeşitliliği yansıtma hedefiyle seçilen 35 katılımcıyla derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizi sonucunda katılımcıların bağımsız olma ve çocuklarına yük olmama adına yalnız yaşamayı tercih ettikleri ve yalnızlık deneyimledikleri belirlenmiştir. Katılımcıların alışveriş ve tadilat gibi gündelik işlerinde zorluk yaşadıkları ve ev kazası ve hastalık durumlarına karşı korkularının olduğu görülmüştür. Ayrıca sosyodemografik özelliklerin yalnız yaşam deneyimini etkilediği anlaşılmıştır. Çalışma sonucunda yaşlıların maruz kaldığı yalnızlık düzeyini düşürmek ve yalnız yaşamın zorluklarını azaltmak için politika ve uygulamalara dönük öneriler geliştirilmiştir.

Anahtar kelimeler: Yalnız yaşayan yaşlılar, Yalnızlık, Yaşlılık, Yaşlanma, Nitel araştırma

Edip Aygüler / Sema Buz
DOI: 10.29224/insanveinsan.1910462
Yıl 13, Sayı 42, Yaz 2026


Tam metin / Full text
(Türkçe)

[post-views]
30 Downloads


Creative Commons Lisansı
Bu eser Creative Commons Alıntı-Gayriticari 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.

Türkiye’de Kentsel Gerontoloji ve Çok Düzeyli Yönetişim: Ulusal Politikalar ve Büyükşehir Belediyeleri Stratejik Planları Üzerine Bir Analiz

Çiğdem Tuğaç

Öz: Türkiye’de hızla artan demografik yaşlanma, yaşlılık politikalarının kentsel planlama, yönetişim ve sosyal politika ekseninde bütüncül bir yaklaşımla yeniden ele alınmasını gerektirmektedir. Bu çalışma, Türkiye’deki yaşlılık politikalarını kentsel gerontoloji perspektifi ve çok düzeyli yönetişim çerçevesinde analiz etmeyi amaçlamaktadır. Nitel belge analizine dayanan bu çalışmada, ulusal politika belgeleri ve 30 büyükşehir belediyesinin 2025–2029 dönemini kapsayan stratejik planları, kentsel gerontolojinin temel bileşenleri ile yerinde yaşlanma ve yaşlı dostu kent paradigmaları temelinde incelenmiştir. Araştırma bulguları, ulusal ve yerel politika belgelerinde yaşlılık politikalarının kentsel gerontolojinin temel unsurlarını söylemsel düzeyde içermekle birlikte, yerel düzeydeki politikaların ağırlıklı olarak geleneksel bakım hizmetleri ve sosyal yardım odaklı olduğunu; buna karşın aktif yaşlanma, yönetişimsel katılım ve mekânsal adalet gibi boyutların kurumsal kapasite sınırlılıkları ve veri temelli planlama eksikliği nedeniyle ikincil planda kaldığını göstermektedir. Çalışmada, kentsel gerontoloji yaklaşımı doğrultusunda yaşlı dostu kentekosistemlerinin inşası için yerel yönetimlerde gerontolojik uzmanlaşmanın kurumsallaştırılması ve çok düzeyli yönetişim mekanizmalarının etkinleştirilmesine yönelik politika önerileri sunulmuştur.

Anahtar kelimeler: Kentsel gerontoloji, Yaşlılık politikaları, Çok düzeyli yönetişim, Yerinde yaşlanma, Yaşlı dostu kentler

Çiğdem Tuğaç
DOI: 10.29224/insanveinsan.1910503
Yıl 13, Sayı 42, Yaz 2026


Tam metin / Full text
(Türkçe)

[post-views]
23 Downloads


Creative Commons Lisansı
Bu eser Creative Commons Alıntı-Gayriticari 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.

İleri Yetişkinlerin Yalnızlık Düzeyleri ve Sosyal Destek Algıları: Tazelenme Üniversitesi Örneği

Emre Birinci

Öz: Yalnızlık, günümüz toplumlarında giderek büyüyen bir halk sağlığı sorunu olarak kabul edilmektedir. Değişen yaşam koşulları beraberinde ileri yetişkinler arasında sosyal izolasyonu ve yalnızlığı artırmıştır. Bu çalışma, ileri yetişkin bireylerin yalnızlık ve sosyal destek algı düzeylerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu kesitsel çalışmanın katılımcılarını, 1 Ocak ile 1 Haziran 2024 tarihleri arasında 60+Tazelenme Üniversitesi’nin 205 öğrencisi oluşturmuştur. Veriler, Kişisel Tanım Formu, UCLA Yalnızlık Ölçeği ve Algılanan Sosyal Destek Çok Boyutlu Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Yalnızlık ile algılanan sosyal destek (ρ=-0,304), aile (ρ=-0,246), özel bir insan (ρ=-0,183) ve arkadaş desteği (ρ=-0,354) arasında zayıf ancak istatistiksel olarak anlamlı negatif korelasyonlar bulunmuştur. Çalışmanın sonuçları, ileri yetişkin bireylerin yalnızlık düzeylerinin orta düzeyde olduğunu ve algılanan sosyal destek düzeylerinin genel olarak yüksek olduğunu ortaya koymuştur.

Anahtar kelimeler: İleri yetişkin, Yaşlı, Yalnızlık, Sosyal destek, Yaşlanma

Emre Birinci
DOI: 10.29224/insanveinsan.1919451
Yıl 13, Sayı 42, Yaz 2026


Tam metin / Full text
(Türkçe)

[post-views]
26 Downloads


Creative Commons Lisansı
Bu eser Creative Commons Alıntı-Gayriticari 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.

Limanlar, Planlar ve Platformlar: Türk Tarımının Yeniden Düzenlenmesi

Evrim Yılmaz Polat

Öz: Bu makale, Türkiye’de “tarım sorunu”nun uzun dönemli seyrini gıda rejimleri teorisi çerçevesinde ele almakta ve Türkiye tarımının geç Osmanlı’dan günümüze dünya gıda sistemine nasıl eklemlendiğini açıklamayı amaçlamaktadır. Çalışma, ikincil kaynaklara dayalı belge tarama ve karşılaştırmalı tarihsel analiz yöntemlerini kullanan kuramsal bir makaledir. Bulgular, koloniyal-diasporik, merkantil-endüstriyel ve şirketleşmiş-neoliberal olmak üzere üç gıda rejimi döneminde Türk tarımının farklı biçimlerde ticarileşip devlet politikaları ve uluslararası kurumlar aracılığıyla yeniden yapılandırıldığını göstermektedir. Bu dönüşümler, köylü geçim stratejilerini, üretim desenlerini ve ulusal gıda güvenliği politikasını değiştirerek yeni bağımlılık, eşitsizlik ve kırılganlık biçimleri üretmiştir. Bu yapısal değişimlerin güncel yansımaları olarak gıda fiyat dalgalanmaları, ithalata bağımlılık ve iklim şokları gibi kırılganlıklar, mevcut şirketleşmiş-neoliberal gıda rejiminin istikrarsızlığını açığa çıkaran gelişmeler olarak değerlendirilmektedir. Bu bağlamda makale, neo-merkantilist gıda güvenliği, gıda egemenliği ve agroekolojik yönelimlerin olası bir dördüncü gıda rejiminin nüveleri olarak değerlendirilebileceğini savunmaktadır.

Anahtar kelimeler: Gıda rejimleri, Tarımsal dönüşüm, Gıda güvenliği, Gıda egemenliği, Agroekoloji

Evrim Yılmaz Polat
DOI: 10.29224/insanveinsan.1793667
Yıl 13, Sayı 41, Kış 2026


Tam metin / Full text
(Türkçe)

[post-views]
318 Downloads


Creative Commons Lisansı
Bu eser Creative Commons Alıntı-Gayriticari 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.

“Sofralarımızdaki Sessiz Tehlike!”: Pestisitlerin Türkiye Haber Medyasındaki Sunumu

Zöhre Akyol / Özge Cengiz

Öz: Bu çalışma, Ağustos 2024- Ağustos 2025 arasında Hürriyet, Milliyet, Sabah, Sözcü ve Habertürk gazetelerinde yayımlanan pestisit haberlerini içerik analizi yöntemiyle inceleyerek, pestisit ve gıda güvenliği konularının medyada hangi söylemler ve temsiller üzerinden çerçevelendiğini ortaya koymaktadır. 169 haberin incelendiği araştırmada, kaynak türleri, aktör temsilleri, dil özellikleri ve çözüm önerilerinin yer alıp almadığı değerlendirilmiştir. Bulgular, haberlerde en sık yer verilen aktörlerin resmî kurumlar ve uluslararası kuruluşlar olduğunu; çiftçilerin, sivil toplum örgütlerinin ve yerel aktörlerin ise sınırlı biçimde temsil edildiğini göstermektedir. Haberlerin yaklaşık üçte birinde kaynak bilgisinin yer almaması doğrulanabilirlik ve şeffaflık sorununa işaret etmektedir. Pestisit çoğu haberde yalnızca dolaylı biçimde anılmış, sağlık zararları öne çıkarılırken çevresel ve ekonomik etkiler geri planda kalmıştır. Çözümler ise çoğunlukla bireysel düzeyde sunulmuş, yapısal ya da bilimsel öneriler sınırlı kalmıştır. Sonuç olarak, mevcut medya pratiklerinin pestisit ve gıda güvenliği konusunda kamuoyu bilinci oluşturmada ve eleştirel sorgulamayı teşvik etmede yetersiz kaldığı, hâkim kurumsal söylemleri meşrulaştırdığı görülmektedir.

Anahtar kelimeler: Pestisit, Gıda güvenliği, Medya, Tarım politikası, Tarım haberciliği

Zöhre Akyol / Özge Cengiz
DOI: 10.29224/insanveinsan.1793667
Yıl 13, Sayı 41, Kış 2026


Tam metin / Full text
(Türkçe)

[post-views]
254 Downloads


Creative Commons Lisansı
Bu eser Creative Commons Alıntı-Gayriticari 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.

Türkiye’de Tarımsal Toplam Faktör Verimliliği: Makro-Kurumsal Unsurların ARDL Yaklaşımıyla Analizi

Serkan Şengül / Pınar Karahan-Dursun

Öz: Bu çalışma, 1991–2022 dönemi için Türkiye’de tarımsal toplam faktör verimliliğinin (TFP) belirleyicilerini ARDL yaklaşımıyla incelemektedir. Analizde tarım kredisi, tarımsal CO₂ emisyonları, insan sermayesi (ortalama eğitim süresi), kentleşme ve tarımsal katma değer açıklayıcı değişkenler olarak kullanılmıştır. Bounds testi, değişkenler arasında uzun dönemli bir eşbütünleşme ilişkisinin varlığını doğrulamaktadır. Uzun dönem ARDL model sonuçları, tarım kredisi ve kentleşmenin TFP üzerinde olumsuz etki yaptığını, insan sermayesi ve tarımsal katma değerin ise olumlu katkı sağladığını göstermektedir. Söz konusu etkiler, kısa dönem ARDL modelinde de doğrulanmıştır. Ampirik sonuçlar, tarımsal CO₂ emisyonlarının uzun dönemde anlamsız olduğunu, ancak kısa dönemde geçici stres ve verimsizlikleri yansıtarak olumsuz etki yaptığını göstermektedir. Genel olarak, çalışma tarımsal verimlilik artışının sürdürülebilirliğini sağlamak için finansal reformlar, insan sermayesinin geliştirilmesi, kırsal kalkınmanın güçlendirilmesi, değer zincirlerinin iyileştirilmesi ve iklim dostu uygulamaların teşvik edilmesi gerekliliğini vurgulayan önemli politika içgörüleri sunmaktadır.

Anahtar kelimeler: Tarımsal verimlilik, Tarım kredisi, Beşeri sermaye, ARDL, Türkiye

Serkan Şengül / Pınar Karahan-Dursun
DOI: 10.29224/insanveinsan.1793544
Yıl 13, Sayı 41, Kış 2026


Tam metin / Full text
(Türkçe)

[post-views]
294 Downloads


Creative Commons Lisansı
Bu eser Creative Commons Alıntı-Gayriticari 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.

Türkiye’de Tarım İstihdamının Belirleyicileri: Mikro Ekonomik Bir Analiz

Dilek Şenel

Öz: Türkiye’de tarım sektörünün istihdamdan aldığı pay giderek azalmaktadır. Tarım istihdamındaki azalma pek çok sosyo-ekonomik soruna sebebiyet verebilmektedir. Ekonomilerin stratejik bir bileşeni olan tarım sektöründe istihdamın yapısal özelliklerinin belirlenerek, tarım istihdamını artıracak etkin politikaların hayata geçirilmesi her geçen gün daha da önem kazanmaktadır. Bu önemden hareketle çalışmanın amacı, tarım istihdamını etkileyen mikro değişkenlerin belirlenmesi ile Türkiye’de tarım istihdamının sosyo-demografik ve yapısal belirleyicilerini bütüncül biçimde ortaya çıkarmaktır. Nicel araştırma deseni üzerine yapılandırılan çalışmada verilere Türkiye İstatistik Kurumu 2023 yılı İşgücü İstatistikleri Mikro Veri Seti aracılığıyla ulaşılmış ve ikili lojistik regresyon analiziyle bulgulara erişilmiştir. Çalışmanın sosyo-demografik bulgularına göre Türkiye’de, kadın, evli, ileri yaşta ve düşük eğitim düzeyinde olmak ile Karadeniz Bölgesinde yaşamak tarım sektöründe çalışma olasılığını artıran değişkenlerdir. Bulgular, çalışma koşulları açısından ele alındığında ise kayıt dışı, tam zamanlı, ücretsiz aile işçisi statüsünde, uzun istihdam süresi ve küçük işletmelerde çalışma, tarım sektöründe istihdamın yapısal belirleyicileri arasındadır.

Anahtar kelimeler: Tarım sektörü, Tarım istihdamı, İstihdam, İşgücü istatistikleri, Lojistik regresyon analizi

Dilek Şenel
DOI: 10.29224/insanveinsan.1792994
Yıl 13, Sayı 41, Kış 2026


Tam metin / Full text
(Türkçe)

[post-views]
239 Downloads


Creative Commons Lisansı
Bu eser Creative Commons Alıntı-Gayriticari 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.

Yılmaz Güney ve Nuri Bilge Ceylan Sinemasında Modernizm

Göksel Aymaz

Öz: Bu makale, Yılmaz Güney ve Nuri Bilge Ceylan sinemasındaki modernist karakteri tespit etmeye yöneliktir. İnsan ve dünya eleştirisi, klasik modernizmde her zaman bir mutluluk vaadine dönüşmüştür. Bu vaat, insanın kendisini değiştiren dünyayı değiştirme becerisine ve eylemine, özgürleşimci praksise bağlanmıştır. Güney sinemasında içerilen bu modernist tavır, hikayelerindeki semantik boyutun yanı sıra, en görünür şekliyle, filmlerinde canlandırdığı ve zaman zaman gerçek yaşamdaki kişiliğiyle de pekişen “yiğit” tiplemeleri etrafında oluşan ikonik etki ile açığa çıkar. Kırdaki “eşkıya”dan kentteki “kabadayı”ya uzanan kahramanları aracılığıyla Güney, kötü dünyaya karşı itiraz geliştirmekte, ikonik imgesiyle hayranlarını da benzer türde bir itiraza heveslendirmektedir. Ceylan sinemasının modernist karakteri ise, insanın ve dünyanın kötülüğünü tasvir edişinden, insanın ve dünyanın neden kötülük ve karamsarlık içinde olduğunun gösterilme biçiminden kaynaklanmaktadır. Aldanımsız biçimde açığa çıkartılmış kötülük, iyiliğin yol gösterici imgesidir ve Ceylan’ın sineması kötülüğü hilesiz gösteriyor oluşuyla iyiliğin ve mutluluğun bir vaadine dönüşmektedir

Anahtar kelimeler: Yılmaz Güney, Nuri Bilge Ceylan, Modernizm, Mutluluk vaadi, Özgürleşimci praksis

Göksel Aymaz
DOI: 10.29224/insanveinsan.1668016
Yıl 12, Sayı 40, Yaz 2025


Tam metin / Full text
(Türkçe)

[post-views]
459 Downloads


Creative Commons Lisansı
Bu eser Creative Commons Alıntı-Gayriticari 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.