Another Outbreak, A New Outbreak

Arus Yumul

Abstract: In a sense, the world history is also the history of epidemics and pandemics that have caused huge numbers of deaths. Regardless of all positive advances brought about by vaccines and other scientific, medical and technological interventions and innovations, historical testimonies demonstrate that human vulnerability, despair and ways of dealing with disease and death, and – although they differ from one person to another- basic human reactions in the face of epidemics and death have not greatly changed for at least two thousand and five hundred years. This article deals with the testimonies of first-hand witnesses of the Athenian Plague (B.C.E. 430); Justinian Plague (541-542); Black Death, or the Great Plague (1347-1351); the Great Plague of London (1665-1666); the Plague of Morocco (1799), and the Spanish Flu (1918-1920). It shows that epidemics occurring in different times and under different conditions, by and large, lead to similar and comparable behaviour patterns.

Keywords: Epidemic, Literature, Responses, Precautions, Death

Yine Bir Salgın, Yeni Bir Salgın

Dünya tarihi bir anlamda çok sayıda can kayıplarına neden olan salgınların da tarihidir. Aşıların ve diğer bilimsel, tıbbi ve teknolojik müdahale ve inovasyonların sağladığı tüm olumlu değişiklik ve ilerlemelere rağmen tarihsel tanıklıklar gösteriyor ki en azından iki bin beş yüz yıldır salgınlar ve ölüm karşısında insanın savunmasızlığı, çaresizliği, hastalık ve ölümle başa çıkma yolları ve -kişiden kişiye farklılık gösterse de- temel tepkileri değişmemektedir. Bu makale, tarihteki salgınlardan Atina Salgını (M.Ö. 430), Justiniyanus Veba Salgını (541-542), Kara Ölüm (1347-1351) veya Büyük Veba Salgını ve onunla bağlantılı olduğu düşünülen Büyük Londra Salgını (1665-1666), Fas Veba Salgını (1799) ve İspanyol Gribini (1918-1920) ilk elden ve yaşayanların tanıklıklarından yola çıkarak ele alıyor. Sonuçta, farklı dönem ve farklı şartlarda yaşanan bu salgınların benzer davranış kalıplarına yol açtığını gösteriyor.

Anahtar kelimeler: Salgın, Edebiyat, Tepkiler, Önlemler, Ölüm

Arus Yumul
DOI: 10.29224/insanveinsan.868845
Year 8, Issue 28, Spring 2021


Tam metin / Full text
(Turkish)

29 Downloads


Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License.

The Challenge of Epidemics of an Empire towards Collapse: An Example of the Second Constitution Era

M. Emin Çayci / Abidin Çevik

Abstract: The last period of the Ottoman Empire was full of economic crises, wars and internal turmoil, and epidemic diseases were also fought. Trade routes coming through Iran and the Caucasus, returning visitors from the holy lands, ships coming to port cities such as Antalya, Istanbul, Izmir and Trabzon have been effective in the spread of the diseases. In such epidemics, methods such as quarantine application, closing borders and hygiene measures were used to prevent the spread. Medical facilities and general economic situation prevented the struggle to be carried out properly. The struggle, which was carried out with different methods, was criticized in the press and at the political level. The measures taken caused problems in areas such as education, transportation and trade, which led to criticism. In this study Ottoman archive documents were used as the main source, the social effects of the II. Constitutional Era epidemics and the measures taken by local and central administrations were tried to be explained.

Keywords: Epidemic, Cholera, Plague, 2nd Constitutional Era, Ottoman Empire

Yıkıma Doğru Bir İmparatorluğun Salgınlarla İmtihanı: II. Meşrutiyet Dönemi Örneği

Öz: Osmanlı Devleti’nin son dönemi ekonomik krizler, savaşlar ve iç karışıklıklarla geçmiş, bunun yanı sıra salgın hastalıklarla da mücadele edilmiştir. İran ve Kafkasya üzerinden gelen ticaret yolları, kutsal topraklardan dönen ziyaretçiler, Antalya, İstanbul, İzmir ve Trabzon gibi liman kentlerine gelen gemiler, hastalıkların yayılmasında etkili olmuştur. Salgınların önlenmesinde karantina uygulaması, sınırların kapatılması, hijyen önlemleri gibi yöntemler kullanılmıştır. Tıbbi imkânlar ve genel ekonomik manzara mücadelenin sağlıklı yapılmasını engellemiştir. Farklı yöntemlerle sürdürülen mücadele, basında ve siyasal düzlemde çeşitli eleştirilere uğruyordu. Alınan önlemler eğitim, ulaşım ve ticaret gibi alanlarda aksamalara neden oluyor, bu durum eleştirilere yol açıyordu. Osmanlı arşiv belgelerinin ana kaynak olarak kullanıldığı bu çalışmada, II. Meşrutiyet dönemi salgınları ile yerel ve merkezi yönetimlerin aldığı önlemler anlatılmaya çalışılmıştır. Osmanlı arşiv belgelerinin temel kaynak olarak kullanıldığı bu çalışmada, II. Meşrutiyet dönemi salgınlarının toplumsal etkilerini, yerel ve merkezi yönetimin aldığı tedbirler anlatılmaya çalışılmıştır.

Anahtar kelimeler:
Anahtar kelimeler: Salgın hastalıklar, Kolera, Veba, II. Meşrutiyet, Osmanlı İmparatorluğu

M. Emin Çayci / Abidin Çevik
DOI: 10.29224/insanveinsan.871695
Year 8, Issue 28, Spring 2021


Tam metin / Full text
(Turkish)

25 Downloads


Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License.

Epidemic Diseases in Turkish Novel

Hayrunisa Topçu

Abstract: The history of epidemics is as old as the emergence of humanity. Mass deaths, desperation and suffering become a rich source of material in terms of literature. In this study called Epidemic Diseases within Turkish Novel, works that have been about epidemic diseases in novels since Tanzimat have been tried to be identified. Among these works, in chronological order Felâtun Bey ile Râkım Efendi, Taaşşuk-ı Talât ve Fitnat, Aşk-ı Memnu, Hakka Sığındık, Yeşil Gece, Salgın, Hüyükteki Nar Ağacı, 30 Şubat Bir Gülme Salgının Romanı, Sıcak Kafa, Y, Hastalık, Meraklı Adamın On Günü have been selected for evaluation. The purpose of evaluation these novels is to observe the shift in the epidemic theme in novels. As a matter of fact while tuberculosis disease stands out in the novels of Tanzimat and Servet-i Fünûn; the epidemic becomes a tool in referring to social problems in the novels of the Second Constitutional and Republic Period. In novels written in 2000s, the epidemic theme is shaped around dystopian / fantastic elements.

Keywords: Disease, Epidemics, Turkish novel, Fantastic novel, Dystopian novel

Türk Romanında Salgın Hastalıklar

Öz: Salgın hastalıkların geçmişi, insanlığın ortaya çıkışı kadar eskidir. Toplu ölümler, insanların hastalık karşısındaki çaresizlikleri, ıstırapları edebiyat açısından zengin bir malzeme kaynağıdır. Türk Romanında Salgın Hastalıklar isimli bu çalışmada, Tanzimat’tan günümüze romanlarda salgın hastalıkları konu eden eserler tespit edilmeye çalışmıştır. Tespit edilen eserler içerisinden kronolojik sıralamayla Felâtun Bey ile Râkım Efendi, Taaşşuk-ı Talât ve Fitnat, Aşk-ı Memnu, Hakka Sığındık, Yeşil Gece, Salgın, Hüyükteki Nar Ağacı, 30 Şubat Bir Gülme Salgının Romanı, Sıcak Kafa, Y, Hastalık, Meraklı Adamın On Günü isimli romanlar değerlendirmek üzere seçilmiştir. Bu romanları değerlendirmekteki amaç salgın temasının romanlardaki değişimini gözlemlemektir. Nitekim Tanzimat ve Servet-i Fünûn romanlarında verem hastalığı öne çıkarken, II. Meşrutiyet ve Cumhuriyet Dönemi romanlarında salgın, toplumsal sorunların tespit edilmesinde bir araç halini alır. 2000’li yıllarda kaleme alınan romanlarda ise salgın teması distopik/fantastik unsurlar etrafında şekillenir.

Anahtar kelimeler: Hastalık, Salgın, Türk romanı, Fantastik roman, Distopik roman

Hayrunisa Topçu
DOI: 10.29224/insanveinsan.871977
Year 8, Issue 28, Spring 2021


Tam metin / Full text
(Turkish)

33 Downloads


Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License.

Being Dasein in Quarantine: A Heideggerian Reading of the Homemade Anthology Series

Yasemin Özkent

Abstract: Homemade (2020), a short film anthology, was released by Netflix while the entire world was in quarantine because of the coronavirus pandemic. Seventeen short films shot by different directors narrate independent storylines. They expose existential themes experienced along with the pandemic crisis such as “care (Sorge)”, “fear (Furcht)”, “anxiety (Angst)”, “solitude” and “death” in an artistic manner. The present study argues that Homemade has a narrative structure revealing Martin Heidegger’s philosophy as an action. In this respect, the study aims to discover the themes of Heidegger’s existential ontology through the example of Homemade. It links Heidegger’s ontology with the changes in the emotional and intellectual world of human beings within the crisis environment caused by the pandemic. The short films were evaluated within the framework of the concept of Dasein, which Heidegger established as the way of understanding being. The study analyses the quarantine and the pandemic on the basis of “being-in-the-World” (ln-der-Welt-sein), “being-in concern” (Sorge), and “being-towards-death” (Sein zum Tode), which are the fundamental ends of being Dasein. In this context, it is argued that the quarantine reveals the most personal means of the own being of quotidian Dasein.

Keywords: Coronavirus, Martin Heidegger, Dasein, Anthology Series, Homemade

Karantinada Dasein Olmak: Homemade Antoloji Serisine Heideggerci Bir Okuma

Öz: Homemade (2020) isimli kısa film antolojisi koronavirüs pandemisi nedeniyle nere-deyse tüm dünyanın karantinada olduğu sırada Netflix tarafından yayınlanmıştır. Farklı yönetmenler tarafından çekilmiş on yedi kısa film, birbirinden bağımsız hikâyelerinden oluşmaktadır. Filmler, pandemi kriziyle birlikte yaşanan “kaygı”, “korku”, “endişe”, “yalnızlık” ve “ölüm” gibi varoluşsal temaları, sanatsal bir dille ifşa etmektedir. Bu dü-şüncelerden yola çıkan çalışmada Homemade’in, Martin Heidegger’in felsefesini bir eylem olarak açığa çıkaran anlatı yapısına sahip olduğu ileri sürülmektedir. Bu doğrultuda, Homemade örneklemi üzerinden Heidegger’in varoluşsal ontolojisinin özcü temalarının bulgulanması amaçlanmaktadır. Çalışmada, Heidegger’in ontolojisi, pandeminin oluş-turduğu kriz ortamındaki insanın duygu ve düşünce dünyasındaki değişimlerle ilişkilen-dirilmiştir. Kısa filmler, Heidegger’in varlığı anlama minvali olarak temellendirdiği Da-sein kavramı ekseninde değerlendirilmiştir. Dasein olmanın temel ereklerinden “dünya-içinde-varlık”, “kaygı-duyan-varlık” ve “ölüme-doğru-varlık” üzerinden karantina ve pandemi süreci tahlil edilmiştir. Bu bağlamda karantinanın, her günkü Dasein’ın kendi varlığının en zati imkânını açığa çıkardığı savunulmaktadır. Dasein izole bir şekilde ya-şarken, başkalarıyla-birlikte-varolduğunu bilerek kendi varoluşunu tesis etme yoluna girmiştir.

Anahtar kelimeler: Koronavirüs, Martin Heidegger, Dasein, Antoloji Serisi, Homemade

Yasemin Özkent
DOI: 10.29224/insanveinsan.852337
Year 8, Issue 28, Spring 2021


Tam metin / Full text
(Turkish)

34 Downloads


Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License.

Influencer Effect during Coronavirus Period within the Framework of the Consumption Society

Ali Murat Yel / Feyza Ünlü Dalaylı

Abstract: Consumption culture is discussed by many theorists. Since most of societies are based on consumption, they started to be known as consumption society. Capitalist social understanding based on production in early days has become consumption-based in time and has shown itself in all areas of life. With emergence of social media networks invented with effects of technological developments, phenomenon of consumption has been transferred to a new platform. Using influencers, which most companies have a large number of followers for marketing and product promotion, is an indicator of prevalence of consumption. In last month of 2019, due to deadly Covid-19 virus, which emerged in Wuhan, China and spread to the world, people chose to stay from their homes and prefer online shopping to avoid infection. Therefore, in this study, effect of influencers on shopping habits of the society during Covid-19 virus period was discussed based on phenomenon of consumer society.

Keywords: Consumption society, Consumption, Influencer, Social media, Covid 19

Tüketim Toplumu Kavramı Çerçevesinde Koronavirüs Döneminde Influencer Etkisi

Öz: Tüketim kültürü pek çok teorisyen tarafından tartışılmaktadır. Toplumların çoğu tüketimi temel aldıkları için tüketim toplumu olarak anılmaya başlamışlardır. İlk zamanlar üretimi temel alan kapitalist toplumsal anlayış zaman içerisinde tüketim temelli hale gelmiş olup yaşamın her alanında kendisini açıkça göstermiştir. Teknolojik gelişmelerin etkileri ile icat edilen sosyal medya ağlarının ortaya çıkışıyla tüketim olgusu yeni bir platforma taşınmıştır. Şirketlerin çoğu pazarlama ve ürün tanıtımı için çok sayıda takipçileri olan influencer kullanımı, tüketimin yaygınlığının bir göstergesi niteliğindedir. 2019 yılının son ayında Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkıp dünyaya yayılan öldürücü Covid-19 virüsü yüzünden insanlar virüsün bulaşmasından kurtulmak için evlerinde kalarak çevrimiçi alışverişi tercih etmişlerdir. Bu bağlamda bu çalışmada tüketim toplumu olgusu temel alınarak Covid-19 virüsü döneminde Influencerların toplumun alışveriş alışkanlıklarına olan etkisi ele alınmıştır.

Anahtar kelimeler: Tüketim toplumu, Tüketim, Influencer, Sosyal medya, Covid 19

Ali Murat Yel / Feyza Ünlü Dalaylı
DOI: 10.29224/insanveinsan.870066
Year 8, Issue 28, Spring 2021


Tam metin / Full text
(English)

32 Downloads


Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License.

New Education System Again

İrfan Erdoğan

Abstract: In Turkish Education System, there has not been a fundamental philosophical and structural change for a long time. Under the current context of COVID-19 outbreak, there has been nationwide school closures all around the world, and a new era in education has begun. In this period, education is expected to go through an inevitable structural change. In this paper, accordingly, we proposed to minimize and restrict the powers hold by National Ministry of Education (NME). Hence, Education and Training Policies Board would be the highest and influential authority in policy making while NME would function as an executive unit. Meanwhile, local authorities would be supported to make decisions to meet local needs. Aside the structural change, Education is in a need to obtain a new philosophical stance. Accordingly, as the main pillars of education we need to redefine the notions of school, teacher and student. In this respect, we can define school as the institution for supporting learning, teacher as a guide for students, and student as an ultimate learner who can learn from anyone at anywhere. Hence, while schools and teachers would act the roles of providing learning opportunities and regulating learning; students would perceive themselves not as instructed individuals but as autonomous learners. Therefore, in the future, schools, teachers and students would be resilient to unforeseen negative social events similar to the current pandemic conditions.

Keywords: National Ministry of Education, Education and Training Policies Board, New Education

Yeniden Yeni Eğitim Sistemi

Türk eğitim sisteminde uzun zamandır felsefi anlamda ve yapısal olarak köklü bir değişiklik olmamıştır. Yeni Korona virüse bağlı COVID-19 hastalığının dünya çapında salgın hale gelmesi sonucunda okulların kapanmasıyla başlayan yeni dönemde eğitim sisteminin yapısal açıdan değişmesi öngörülmektedir. Bu anlamda Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) yetkilerinin azaltılması önerilmektedir. Cumhurbaşkanlığına bağlı olarak yeni oluşturulan Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu en üst düzeyde bir karar merci olmak durumundadır. Milli Eğitim Bakanlığının ise bir icra birimi olarak görev yapması gerekmektedir. Milli Eğitim Bakanlığının dışında yerel otoritelerin de yerinde kararlar alabilmesinin önü açılmalıdır. Yapısal değişikliklerin dışında felsefi anlamda da bir değişim olmalıdır. Bu bağlamda da okul, öğretmen ve öğrenci gibi ana unsuların varlığı yeniden tanımlanmalıdır. Okul öğrenme için imkân sunan kurum olmalı; öğretmen rehberlik ve yönlendirme rolünü de oynamalı ve öğrenci de okulun dışında her yerde her zaman herkesten öğrenmelidir. Bu şekilde okul ve öğretmen öğrenme imkânı sunan ve öğrenmeye yön veren unsurlar olarak görülmelidir. Öğrenci de kendisini klasik anlamda hep öğretilen değil öğrenen kişiler olarak kabul etmelidir. Okulun, öğretmenin ve öğrencinin bu sayede sosyal hayatta büyük krizler yaratan Covid-19 pandemisi gibi olumsuz bir gelişmenin yaşanması durumunda meydana gelecek olan yeni şartlara kolayca uyum sağlayabileceği ileri sürülebilir.

Anahtar kelimeler: Milli Eğitim Bakanlığı, Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu, Yeni Eğitim

İrfan Erdoğan
DOI: 10.29224/insanveinsan.814514
Year 8, Issue 27, Winter 2021


Tam metin / Full text
(Turkish)

87 Downloads


Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License.

Implications for Future Educational Policies Based on Current Trends

Ahmet Aypay / Murat Özdemir

Abstract: The purpose of this study was to reveal the current trends in educational policies and to draw a picture of potential future. Accordingly, a document analysis was conducted on comprehensive research and up-to-date reports mainly depending on North America and Europe settings in order to address the cliché of “major changes in the 21st century” in the context of educational implications. As a result, it was concluded that learning in the present age should have an embodied, individual, contextual and lifelong quality and the research findings were discussed according to the basic principles of educational policy. It could be foreseen that such a paradigm shift for learning may have significant effects on innovative educational processes, learner characteristics, teacher qualifications, the educational uses and forms of technology, and measurement and evaluation. The present study was fortified with potential scenarios and implications for the transformation of educational systems.

Keywords: Education and training, Current trends, Educational policies

Güncel Eğilimlerden Hareketle Gelecek Eğitim Politikalarına Yönelik Çıkarımlar

Öz: Bu çalışmanın amacı eğitim politikalarındaki güncel eğilimleri ortaya koymak ve olası bir geleceğin resmini çizmektir. Bu kapsamda “21. yüzyıldaki büyük değişimler” klişesini eğitimsel doğurguları bağlamında ele almak üzere, büyük ölçüde Kuzey Amerika ve Avrupa temelli kapsamlı araştırma ve güncel raporlar üzerine bir doküman incelemesi gerçekleştirilmiştir. İncelemede günümüzde öğrenmenin somutlaştırılmış, bireysel, bağlamsal ve hayat boyu bir niteliğe sahip olması gerektiği sonucuna ulaşılmış olup, elde edilen bulgular eğitim politikasının temel ilkeleri açısından değerlendirilmiştir. Öğrenmeye yönelik bu tür bir paradigma değişikliğinin yenilikçi eğitim süreçleri, öğrenen özellikleri, eğitimci nitelikleri, teknolojinin eğitimsel kullanım alanları ve biçimleri ile ölçme ve değerlendirme üzerinde önemli etkileri olabileceği öngörülmektedir. Çalışma, eğitim sistemlerinin dönüşümlerine yönelik potansiyel senaryolar ve çıkarımlarla ilgili değerlendirmeler yapılmıştır.

Anahtar kelimeler: Eğitim-öğretim, Güncel eğilimler, Eğitim politikaları

Ahmet Aypay / Murat Özdemir
DOI: 10.29224/insanveinsan.816609
Year 8, Issue 27, Winter 2021


Tam metin / Full text
(Turkish)

75 Downloads


Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License.

Conceptual Construction of Fair, Inclusive and Holistic Education Policies Based on Human and Meaning

Mustafa Yavuz

Abstract: Education systems are living organisms. They breathe. Sometimes they can go into crisis. Crises can turn into new opportunities only if the people, meanings and possibilities that make up the system can work effectively. Education systems must first be built in the minds of individuals who make up the state. Since education systems constantly reproduce a society, the state, it is not possible to understand a society or a state without understanding it. The article does not aim to form a final opinion on the education system, but to rethink it first.

Keywords: Education, Purpose, Individual, Society, State

İnsan ve Anlam Temelinde Adil, Kapsayıcı ve Bütüncül Eğitim Politikalarının Kavramsal İnşası

Öz: Eğitim sistemleri canlı organizmalardır. Nefes alıp verirler. Bazen de krize girebilirler. Ancak sistemi oluşturan insan, anlam ve imkânlar etkili bir şekilde çalışabilirlerse krizler yeni fırsatlara dönüşebilir. Eğitim sistemleri öncelikle devleti oluşturan bireylerin zihinlerinde inşa edilmelidir. Bir devlet veya toplum düzeyinde yapılan değerlendirmeler çoğu zaman eğitim sistemleri dikkate alınmadan yapılır. Bu nedenle değerlendirmeler çoğu zaman eksik, yanlış veya bütünlükten yoksundur. Eğitim bilimciler genel anlamda eğitim sistemine ve onun bir alt kümesi olan okula odaklandıkları için sıklıkla ülke veya toplum düzeyinde değerlendirmelere uzak kalabilirler. Hâlbuki eğitim sistemleri ve okullar nefeslerini içinde bulundukları toplumdan alırlar ve topluma verirler. Eğitim sistemleri bir toplumu, devleti sürekli yeniden ürettiği için onu anlamadan bir toplumu veya devleti anlamak mümkün değildir. Bu amaçla makale insan, okul, eğitim sistemleri, toplum ve devlet ilişkisini anlamaya odaklanmıştır. Makale alan yazın taraması yöntemiyle hazırlanmıştır. Makale, eğitim sistemi üzerinde nihai bir kanaat oluşturmayı değil, öncelikle yeniden düşünmemizi amaçlamaktadır.

Anahtar kelimeler: Eğitim, Amaç, İnsan, Toplum, Devlet

Mustafa Yavuz
DOI: 10.29224/insanveinsan.825214
Year 8, Issue 27, Winter 2021


Tam metin / Full text
(Turkish)

64 Downloads


Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License.

Transition to Homeschooling during Schooling Process

Elif Daşcı Sönmez / Necati Cemaloğlu

Abstract: Distance education applications enable students and teachers to realize their learning processes at the same or different times, regardless of location. The aim of this study is to examine the transition process to homeschooling in the schooling process. For this purpose, firstly the literature on the historical development of distance education has been discussed. Later, the strategies and policies followed by the Ministry of National Education were included in the conditions of the Covid-19 pandemic that the world was exposed to, and in this process, evaluations were made in the context of online learning, which is the most appropriate method for “social distance” and a type of distance education. By examining the effect of this type of education on various factors and levels of education, competencies related to online education were expressed and concerns about the access of disadvantaged family children to education were included. Inferences have been made that learning experiences during the pandemic period can have a lasting impact on education systems and that a smooth transition to distance learning is necessary to ensure continuity of learning in case face-to-face education services in schools are interrupted in the future.

Keywords: Distance education, Homeschooling, Education in Covid-19 pandemic, Coronavirus

Okullaşma Sürecinde Uzaktan Evde Eğitime Geçiş

Öz: Uzaktan eğitim uygulamaları ile birlikte öğrenci ve öğretmenlerin aynı veya farklı zamanlarda mekândan bağımsız olarak öğrenme süreçlerini gerçekleştirmesi mümkün olmaktadır. Bu araştırmanın amacı, okullaşma sürecinde uzaktan evde eğitime (homeschooling) geçiş sürecini incelemektir. Bu amaca yönelik olarak, öncelikle uzaktan eğitimin tarihsel gelişimine yönelik literatür ele alınmıştır. Daha sonra Dünya’nın maruz kaldığı Covid-19 pandemisi koşullarında MEB’in izlediği politika ve stratejilere yer verilmiş ve bu süreçte “sosyal mesafe”ye en uygun yöntem olarak tercih edilen ve uzaktan eğitimin bir türü olan çevrim içi öğrenme bağlamında değerlendirmeler yapılmıştır. Bu öğretim türünün çeşitli faktörlere ve eğitim kademelerine göre etkisi incelenerek, çevrim içi eğitime ilişkin yeterlikler ifade edilmiş ve dezavantajlı aile çocuklarının eğitime erişimi konusundaki endişeler ele alınmıştır. Ayrıca bu çalışmada, pandemi dönemindeki öğrenme deneyimlerinin eğitim sistemleri üzerinde kalıcı bir etkisi olabileceği ve gelecekte okullarda yüz yüze eğitim hizmetlerinin kesintiye uğraması durumunda, öğrenmenin sürekliliğini sağlamak için uzaktan öğrenmeye yumuşak bir geçiş sağlamanın gerekli olduğuna yönelik çıkarımlar yapılmıştır.

Anahtar kelimeler: Uzaktan eğitim, Evde eğitim, Covid-19 pandemisinde eğitim, Koronavirüs

Elif Daşcı Sönmez / Necati Cemaloğlu
DOI: 10.29224/insanveinsan.799402
Year 8, Issue 27, Winter 2021


Tam metin / Full text
(Turkish)

60 Downloads


Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License.

Parenting and Education in Digital Era: Changing Roles

Gamze İnan Kaya

Abstract: Digitalization, deeply affecting daily life in almost every aspect, has brought changes to roles and duties of parents and teachers in relation to psychosocial development and education of children and youth. These duties and responsibilities rely on an idea, which emphasizes maximizing digital learning opportunities while minimizing potential digital risks for children and youth. That is because of the current context of the world, in which digitalization has been an indispensable part of daily lives of all. Stating central role of digital literacy, we have inspected the notion of digitalization in relation to its effect on young people’s psychosocial development and education by emphasizing the changing roles of parents’ and teachers’. An urgent need for a comprehensive digital literacy policy that is supporting parents and teachers has been proposed.

Keywords: Digitalization, Parenting education, Digital opportunities, Digital risks

Dijital Çağda Çocuk Yetiştirme ve Eğitim: Değişen Roller

Öz: Dijitalleşme günlük yaşamı her anlamda etkileyen bir süreç olarak çocuk ve gençlerin psikososyal gelişimi ve eğitimi açısından ebeveynler ve öğretmenlerin rolleri ve sorumluluklarında bir dönüşümü de beraberinde getirmektedir. Bu rol ve sorumlulukların dayandığı anlayış genç kuşağın dijital öğrenme ve gelişme olanaklarından maksimum düzeyde faydalanmalarını desteklerken; onların dijital risklerden korunmasını sağlamaktır. Çünkü gelinen noktada, dijital medya ve bu amaçla kullanılan teknolojik araçlar çocukların ve gençlerin yaşamalarının ayrılmaz bir parçası olmaya başlamıştır. Dijital okuryazarlığın önemine dikkat çekilerek, burada, dijitalleşme olgusunun çocuk ve gençlerin psikososyal gelişimi ve eğitimine yönelik dönüştürücü etkisi, yine dijital çağın getirisi olan öğrenme olanakları ve riskler açısından, ebeveynlerin ve öğretmenlerin değişen rollerine odaklanılarak tartışılmaktadır. Bu noktada ebeveyn ve öğretmenlerin bütüncül bir dijital okuryazarlık politikası kapsamında desteklenmesine yönelik ihtiyaç ifade edilmektedir.

Anahtar kelimeler: Dijitalleşme, Çocuk yetiştirme, Eğitim, Dijital olanaklar, Dijital riskler

Gamze İnan Kaya
DOI: 10.29224/insanveinsan.819184
Year 8, Issue 27, Winter 2021


Tam metin / Full text
(Turkish)

59 Downloads


Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License.