New Education System Again

İrfan Erdoğan

Abstract: In Turkish Education System, there has not been a fundamental philosophical and structural change for a long time. Under the current context of COVID-19 outbreak, there has been nationwide school closures all around the world, and a new era in education has begun. In this period, education is expected to go through an inevitable structural change. In this paper, accordingly, we proposed to minimize and restrict the powers hold by National Ministry of Education (NME). Hence, Education and Training Policies Board would be the highest and influential authority in policy making while NME would function as an executive unit. Meanwhile, local authorities would be supported to make decisions to meet local needs. Aside the structural change, Education is in a need to obtain a new philosophical stance. Accordingly, as the main pillars of education we need to redefine the notions of school, teacher and student. In this respect, we can define school as the institution for supporting learning, teacher as a guide for students, and student as an ultimate learner who can learn from anyone at anywhere. Hence, while schools and teachers would act the roles of providing learning opportunities and regulating learning; students would perceive themselves not as instructed individuals but as autonomous learners. Therefore, in the future, schools, teachers and students would be resilient to unforeseen negative social events similar to the current pandemic conditions.

Keywords: National Ministry of Education, Education and Training Policies Board, New Education

Yeniden Yeni Eğitim Sistemi

Türk eğitim sisteminde uzun zamandır felsefi anlamda ve yapısal olarak köklü bir değişiklik olmamıştır. Yeni Korona virüse bağlı COVID-19 hastalığının dünya çapında salgın hale gelmesi sonucunda okulların kapanmasıyla başlayan yeni dönemde eğitim sisteminin yapısal açıdan değişmesi öngörülmektedir. Bu anlamda Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) yetkilerinin azaltılması önerilmektedir. Cumhurbaşkanlığına bağlı olarak yeni oluşturulan Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu en üst düzeyde bir karar merci olmak durumundadır. Milli Eğitim Bakanlığının ise bir icra birimi olarak görev yapması gerekmektedir. Milli Eğitim Bakanlığının dışında yerel otoritelerin de yerinde kararlar alabilmesinin önü açılmalıdır. Yapısal değişikliklerin dışında felsefi anlamda da bir değişim olmalıdır. Bu bağlamda da okul, öğretmen ve öğrenci gibi ana unsuların varlığı yeniden tanımlanmalıdır. Okul öğrenme için imkân sunan kurum olmalı; öğretmen rehberlik ve yönlendirme rolünü de oynamalı ve öğrenci de okulun dışında her yerde her zaman herkesten öğrenmelidir. Bu şekilde okul ve öğretmen öğrenme imkânı sunan ve öğrenmeye yön veren unsurlar olarak görülmelidir. Öğrenci de kendisini klasik anlamda hep öğretilen değil öğrenen kişiler olarak kabul etmelidir. Okulun, öğretmenin ve öğrencinin bu sayede sosyal hayatta büyük krizler yaratan Covid-19 pandemisi gibi olumsuz bir gelişmenin yaşanması durumunda meydana gelecek olan yeni şartlara kolayca uyum sağlayabileceği ileri sürülebilir.

Anahtar kelimeler: Milli Eğitim Bakanlığı, Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu, Yeni Eğitim

İrfan Erdoğan
DOI: 10.29224/insanveinsan.814514
Year 8, Issue 27, Winter 2021


Tam metin / Full text
(Turkish)

210 Downloads


Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License.

Implications for Future Educational Policies Based on Current Trends

Ahmet Aypay / Murat Özdemir

Abstract: The purpose of this study was to reveal the current trends in educational policies and to draw a picture of potential future. Accordingly, a document analysis was conducted on comprehensive research and up-to-date reports mainly depending on North America and Europe settings in order to address the cliché of “major changes in the 21st century” in the context of educational implications. As a result, it was concluded that learning in the present age should have an embodied, individual, contextual and lifelong quality and the research findings were discussed according to the basic principles of educational policy. It could be foreseen that such a paradigm shift for learning may have significant effects on innovative educational processes, learner characteristics, teacher qualifications, the educational uses and forms of technology, and measurement and evaluation. The present study was fortified with potential scenarios and implications for the transformation of educational systems.

Keywords: Education and training, Current trends, Educational policies

Güncel Eğilimlerden Hareketle Gelecek Eğitim Politikalarına Yönelik Çıkarımlar

Öz: Bu çalışmanın amacı eğitim politikalarındaki güncel eğilimleri ortaya koymak ve olası bir geleceğin resmini çizmektir. Bu kapsamda “21. yüzyıldaki büyük değişimler” klişesini eğitimsel doğurguları bağlamında ele almak üzere, büyük ölçüde Kuzey Amerika ve Avrupa temelli kapsamlı araştırma ve güncel raporlar üzerine bir doküman incelemesi gerçekleştirilmiştir. İncelemede günümüzde öğrenmenin somutlaştırılmış, bireysel, bağlamsal ve hayat boyu bir niteliğe sahip olması gerektiği sonucuna ulaşılmış olup, elde edilen bulgular eğitim politikasının temel ilkeleri açısından değerlendirilmiştir. Öğrenmeye yönelik bu tür bir paradigma değişikliğinin yenilikçi eğitim süreçleri, öğrenen özellikleri, eğitimci nitelikleri, teknolojinin eğitimsel kullanım alanları ve biçimleri ile ölçme ve değerlendirme üzerinde önemli etkileri olabileceği öngörülmektedir. Çalışma, eğitim sistemlerinin dönüşümlerine yönelik potansiyel senaryolar ve çıkarımlarla ilgili değerlendirmeler yapılmıştır.

Anahtar kelimeler: Eğitim-öğretim, Güncel eğilimler, Eğitim politikaları

Ahmet Aypay / Murat Özdemir
DOI: 10.29224/insanveinsan.816609
Year 8, Issue 27, Winter 2021


Tam metin / Full text
(Turkish)

162 Downloads


Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License.

Conceptual Construction of Fair, Inclusive and Holistic Education Policies Based on Human and Meaning

Mustafa Yavuz

Abstract: Education systems are living organisms. They breathe. Sometimes they can go into crisis. Crises can turn into new opportunities only if the people, meanings and possibilities that make up the system can work effectively. Education systems must first be built in the minds of individuals who make up the state. Since education systems constantly reproduce a society, the state, it is not possible to understand a society or a state without understanding it. The article does not aim to form a final opinion on the education system, but to rethink it first.

Keywords: Education, Purpose, Individual, Society, State

İnsan ve Anlam Temelinde Adil, Kapsayıcı ve Bütüncül Eğitim Politikalarının Kavramsal İnşası

Öz: Eğitim sistemleri canlı organizmalardır. Nefes alıp verirler. Bazen de krize girebilirler. Ancak sistemi oluşturan insan, anlam ve imkânlar etkili bir şekilde çalışabilirlerse krizler yeni fırsatlara dönüşebilir. Eğitim sistemleri öncelikle devleti oluşturan bireylerin zihinlerinde inşa edilmelidir. Bir devlet veya toplum düzeyinde yapılan değerlendirmeler çoğu zaman eğitim sistemleri dikkate alınmadan yapılır. Bu nedenle değerlendirmeler çoğu zaman eksik, yanlış veya bütünlükten yoksundur. Eğitim bilimciler genel anlamda eğitim sistemine ve onun bir alt kümesi olan okula odaklandıkları için sıklıkla ülke veya toplum düzeyinde değerlendirmelere uzak kalabilirler. Hâlbuki eğitim sistemleri ve okullar nefeslerini içinde bulundukları toplumdan alırlar ve topluma verirler. Eğitim sistemleri bir toplumu, devleti sürekli yeniden ürettiği için onu anlamadan bir toplumu veya devleti anlamak mümkün değildir. Bu amaçla makale insan, okul, eğitim sistemleri, toplum ve devlet ilişkisini anlamaya odaklanmıştır. Makale alan yazın taraması yöntemiyle hazırlanmıştır. Makale, eğitim sistemi üzerinde nihai bir kanaat oluşturmayı değil, öncelikle yeniden düşünmemizi amaçlamaktadır.

Anahtar kelimeler: Eğitim, Amaç, İnsan, Toplum, Devlet

Mustafa Yavuz
DOI: 10.29224/insanveinsan.825214
Year 8, Issue 27, Winter 2021


Tam metin / Full text
(Turkish)

182 Downloads


Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License.

Transition to Homeschooling during Schooling Process

Elif Daşcı Sönmez / Necati Cemaloğlu

Abstract: Distance education applications enable students and teachers to realize their learning processes at the same or different times, regardless of location. The aim of this study is to examine the transition process to homeschooling in the schooling process. For this purpose, firstly the literature on the historical development of distance education has been discussed. Later, the strategies and policies followed by the Ministry of National Education were included in the conditions of the Covid-19 pandemic that the world was exposed to, and in this process, evaluations were made in the context of online learning, which is the most appropriate method for “social distance” and a type of distance education. By examining the effect of this type of education on various factors and levels of education, competencies related to online education were expressed and concerns about the access of disadvantaged family children to education were included. Inferences have been made that learning experiences during the pandemic period can have a lasting impact on education systems and that a smooth transition to distance learning is necessary to ensure continuity of learning in case face-to-face education services in schools are interrupted in the future.

Keywords: Distance education, Homeschooling, Education in Covid-19 pandemic, Coronavirus

Okullaşma Sürecinde Uzaktan Evde Eğitime Geçiş

Öz: Uzaktan eğitim uygulamaları ile birlikte öğrenci ve öğretmenlerin aynı veya farklı zamanlarda mekândan bağımsız olarak öğrenme süreçlerini gerçekleştirmesi mümkün olmaktadır. Bu araştırmanın amacı, okullaşma sürecinde uzaktan evde eğitime (homeschooling) geçiş sürecini incelemektir. Bu amaca yönelik olarak, öncelikle uzaktan eğitimin tarihsel gelişimine yönelik literatür ele alınmıştır. Daha sonra Dünya’nın maruz kaldığı Covid-19 pandemisi koşullarında MEB’in izlediği politika ve stratejilere yer verilmiş ve bu süreçte “sosyal mesafe”ye en uygun yöntem olarak tercih edilen ve uzaktan eğitimin bir türü olan çevrim içi öğrenme bağlamında değerlendirmeler yapılmıştır. Bu öğretim türünün çeşitli faktörlere ve eğitim kademelerine göre etkisi incelenerek, çevrim içi eğitime ilişkin yeterlikler ifade edilmiş ve dezavantajlı aile çocuklarının eğitime erişimi konusundaki endişeler ele alınmıştır. Ayrıca bu çalışmada, pandemi dönemindeki öğrenme deneyimlerinin eğitim sistemleri üzerinde kalıcı bir etkisi olabileceği ve gelecekte okullarda yüz yüze eğitim hizmetlerinin kesintiye uğraması durumunda, öğrenmenin sürekliliğini sağlamak için uzaktan öğrenmeye yumuşak bir geçiş sağlamanın gerekli olduğuna yönelik çıkarımlar yapılmıştır.

Anahtar kelimeler: Uzaktan eğitim, Evde eğitim, Covid-19 pandemisinde eğitim, Koronavirüs

Elif Daşcı Sönmez / Necati Cemaloğlu
DOI: 10.29224/insanveinsan.799402
Year 8, Issue 27, Winter 2021


Tam metin / Full text
(Turkish)

171 Downloads


Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License.

Parenting and Education in Digital Era: Changing Roles

Gamze İnan Kaya

Abstract: Digitalization, deeply affecting daily life in almost every aspect, has brought changes to roles and duties of parents and teachers in relation to psychosocial development and education of children and youth. These duties and responsibilities rely on an idea, which emphasizes maximizing digital learning opportunities while minimizing potential digital risks for children and youth. That is because of the current context of the world, in which digitalization has been an indispensable part of daily lives of all. Stating central role of digital literacy, we have inspected the notion of digitalization in relation to its effect on young people’s psychosocial development and education by emphasizing the changing roles of parents’ and teachers’. An urgent need for a comprehensive digital literacy policy that is supporting parents and teachers has been proposed.

Keywords: Digitalization, Parenting education, Digital opportunities, Digital risks

Dijital Çağda Çocuk Yetiştirme ve Eğitim: Değişen Roller

Öz: Dijitalleşme günlük yaşamı her anlamda etkileyen bir süreç olarak çocuk ve gençlerin psikososyal gelişimi ve eğitimi açısından ebeveynler ve öğretmenlerin rolleri ve sorumluluklarında bir dönüşümü de beraberinde getirmektedir. Bu rol ve sorumlulukların dayandığı anlayış genç kuşağın dijital öğrenme ve gelişme olanaklarından maksimum düzeyde faydalanmalarını desteklerken; onların dijital risklerden korunmasını sağlamaktır. Çünkü gelinen noktada, dijital medya ve bu amaçla kullanılan teknolojik araçlar çocukların ve gençlerin yaşamalarının ayrılmaz bir parçası olmaya başlamıştır. Dijital okuryazarlığın önemine dikkat çekilerek, burada, dijitalleşme olgusunun çocuk ve gençlerin psikososyal gelişimi ve eğitimine yönelik dönüştürücü etkisi, yine dijital çağın getirisi olan öğrenme olanakları ve riskler açısından, ebeveynlerin ve öğretmenlerin değişen rollerine odaklanılarak tartışılmaktadır. Bu noktada ebeveyn ve öğretmenlerin bütüncül bir dijital okuryazarlık politikası kapsamında desteklenmesine yönelik ihtiyaç ifade edilmektedir.

Anahtar kelimeler: Dijitalleşme, Çocuk yetiştirme, Eğitim, Dijital olanaklar, Dijital riskler

Gamze İnan Kaya
DOI: 10.29224/insanveinsan.819184
Year 8, Issue 27, Winter 2021


Tam metin / Full text
(Turkish)

164 Downloads


Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License.

Education Policies in Line with the Latest Developments in the Field of Artificial Intelligence: Case of Albania

Xhentila Tataj / Muhamet Kola

Abstract: Recent developments in technologies such as Artificial Intelligence have brought changes in education policies. To avoid the creation of an unemployed generation many countries are trying to create education policies that orient students to choose fields of studies that are better suited to the latest technological developments. This study analyzes the impact of Artificial Intelligence on the creation of new education policies in Albania. The official data published by the Ministry of Education and the Albanian Institute of Statistics have been analyzed. These data show what are the most chosen departments in Albanian universities. New educational policies have been undertaken in Albania to orient students in choosing university fields that promise a secure job in the future. These policies have made it possible to open many vocational schools in Albania. This study shows that despite law and economics remaining among the most chosen professions by Albanian students, there is an increase in the demand of students to enroll in these vocational schools.

Keywords: Education policies, Higher education, Artificial intelligence, Albania, New professions

Yapay Zeka Alanındaki Güncel Gelişmelere Uygun Eğitim Politikaları: Arnavutluk Örneği

Öz: Yapay Zeka gibi teknolojilerdeki son gelişmeler eğitim politikalarında değişiklikler getirmiştir. İşsiz bir neslin oluşmasını önlemek için birçok ülke, öğrencileri en son teknolojik gelişmelere daha uygun çalışma alanlarını seçmeye yönlendiren eğitim politikaları oluşturmaya çalışmaktadır. Bu çalışma, Yapay Zekânın Arnavutluk’ta yeni eğitim politikalarının yaratılmasındaki etkisini ele almaktadır. Bu doğrultuda Milli Eğitim Bakanlığı ve Arnavutluk İstatistik Enstitüsü tarafından yayınlanan resmi veriler analiz edilmektedir. Bu veriler, Arnavut üniversitelerinde en çok seçilen bölümlerin hangileri olduğunu göstermektedir. Diğer ülkelerde olduğu gibi Arnavutluk’ta da yeni eğitim politikaları oluşturulmuştur. Yeni eğitim politikalarının hedefi öğrencilerin gelecekte güvenli bir iş pozisyonu sağlayabilecek çalışma alanlarını seçmelerini sağlamaktır. Bu politikalar Arnavutluk’ta pek çok meslek okulu açılmasını mümkün kılmıştır. Çalışma, Arnavut öğrencilerin en çok tercih ettiği meslekler arasında hukuk ve iktisat kalmasına rağmen, öğrencilerin bu meslek okullarına başvuru talebinde artış olduğunu göstermektedir.

Anahtar kelimeler: Eğitim politikaları, Yüksek öğretim, Yapay zeka, Arnavutluk, Yeni meslekler

Xhentila Tataj / Muhamet Kola
DOI: 10.29224/insanveinsan.818263
Year 8, Issue 27, Winter 2021


Tam metin / Full text
(English)

173 Downloads


Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License.

Education Policies in Turkey during the Rule of the Justice and Development Party (AK Party)

Esergül Balcı

Abstract: In this study, the National Education Policies implemented by the Justice and Development Party (AK Party) were examined. After scanning the literature, AK Party’s party programs, its government programs, the National Education Councils (MEŞ) and the State Planning Organization Five-Year Development Plans (DPTBYKP) were discussed. During the analysis, it has been observed that the understanding of orientation towards religious education has emerged with the privatization adopted by the AK Party in the economic field, and the number of private schools at all levels has been increased with state support. It has been also seen that as a result of this privatization, wealthy families have preferred to send their children to private schools, thinking that they are more qualified. As a social result of this, “equality of opportunity in education” has deteriorated, poor family children have not had the chance to benefit from quality education, and some students are out of the system after eight years of training.

Keywords: Politics, Education, AK Party, Political parties, Power

Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarı Döneminde Türkiye’de Eğitim Politikaları

Öz: Bu makalede 2002 yılı sonunda iktidara gelen Adalet ve Kalkınma Partisinin (AK Parti) uyguladığı Milli Eğitim Politikaları incelenmiştir. Çalışmada, konu ile ilgili literatür taranarak, AK Parti’nin parti ve hükümet programları, Milli Eğitim Şuraları (MEŞ) ve Devlet Planlama Teşkilatı Beş Yıllık Kalkınma Planları (DPT BYKP) ele alınmıştır. Analiz sonucunda, AK Parti’nin ekonomik alanda benimsediği özelleştirme ile dini eğitime yönelme anlayışlarının ortaya çıktığı gözlenmiş ve her kademede özel okul sayısı devlet destekli olarak arttırılmıştır. Özelleştirme sonucunda, varlıklı aileler daha nitelikli olduğu düşüncesi ile çocuklarını özel okullara göndermeyi tercih etmişlerdir. Bunun toplumsal sonucu olarak, “eğitimde fırsat eşitliği” bozulmuş, yoksul aile çocukları nitelikli eğitimden yararlanamamış, bazıları sekiz yıllık eğitimden sonra sistem dışına çıkmıştır.

Anahtar kelimeler: Politika, Eğitim, AK Parti, Siyasi partiler, İktidar

Esergül Balcı
DOI: 10.29224/insanveinsan.819185
Year 8, Issue 27, Winter 2021


Tam metin / Full text

(Turkish)

216 Downloads


Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License.

Kant’s Theory of Education in the Context of Ancient and Modern Educational Approaches

Adem İnce / Mehmet Tayanç

Abstract: In this article, Kant’s theory of education is discussed in the context of the relationship between ancient education understanding and modern education understanding. The article is based on two main sections and subheadings. In the first part, in order to reveal the anatomy of education from tradition to modernity, firstly the ancient educational approach and then the capitalist and neoliberal approach to education are discussed in order to show the historical evolution of the modern education approach. In the second part, Kant’s theory of education is presented in detail. In this section, the educational approach that Kant handles in his book On Education (über Pädagogik) is summarized on the basis of the relationship between ancient and modern education. As a result, it has been concluded that the education theory put forward by Kant is a moderate education theory which is among the ancient and modern educational approaches. In this sense, it has been concluded that Kant confined the positive aspects of the ancient approach to education with the positive aspects of the contemporary approach. It has been evaluated that Kant’s educational approach is particularly important in the modern period, when education has lost its meaning by being detached from the inherent character of it.

Keywords: Immanuel Kant, Education, Ancient education understanding, Modern education

Kadim ve Modern Eğitim Yaklaşımları Bağlamında Kant’ın Eğitim Nazariyesi

Öz: Bu makalede kadim eğitim anlayışı ile modern eğitim anlayışı arasındaki ilişki bağlamında Kant’ın eğitim nazariyesi ele alınmıştır. Makale, iki temel bölüm ve alt başlıklar üzerine kurulmuştur. İlk bölümde gelenekten modernliğe eğitimin anatomisini ortaya koyabilmek adına evvela kadim eğitim yaklaşımına, akabinde de modern eğitim yaklaşımının tarihî evrimini gösterebilmek adına kapitalist ve neoliberal eğitim yaklaşımına temas edilerek eğitime atfedilen anlamın tarihî seyrine temas edilmiştir. İkinci bölümde ise Kant’ın eğitim nazariyesi detaylı bir şekilde ortaya konmuştur. Bölümde Kant’ın Eğitim Üzerine (über Pädagogik) kitabında oldukça tafsilatlı bir şekilde ele aldığı eğitim yaklaşımı kadim ve modern eğitim anlayışı arasındaki ilişki zemininde özetlenmiştir. Netice olarak Kant’ın ortaya koymuş olduğu eğitim nazariyesinin, kadim ve modern eğitim yaklaşımları arasında yer alan mutedil bir eğitim nazariyesi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu anlamda Kant’ın, kadim yaklaşımın eğitime yönelik olumlu yönleri ile çağdaş yaklaşımın olumlu yönlerini mezcettiği kanaatine varılmıştır. Kant’ın eğitim yaklaşımının eğitimin içsel hususiyetinden koparılarak anlam kaybına uğradığı modern dönemde hassaten önemli olduğu değerlendirilmiştir.

Anahtar kelimeler: Immanuel Kant, Eğitim, Kadim eğitim anlayışı, Modern eğitim

Adem İnce / Mehmet Tayanç
DOI: 10.29224/insanveinsan.818402
Year 8, Issue 27, Winter 2021


Tam metin / Full text
(Turkish)

181 Downloads


Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License.

Rethinking Education on the Axis of J. J. Rousseau’s Universal View of Science, Ethics and Values

Demet Savruk / Seyfi Kenan

Abstract: Some of Rousseau’s investigations based on universal ethical foundations have actuality with varieties of repercussions today. One of these was Dijon Academy’s, which lead Rousseau to compose his controversial work called First Discourse constitutes the foundation of our research. Today the progressive approaches to scientific and technological developments bring some discussions on ethics to our agenda. This stimulates some universal issues regarding education to re-visit for discussion. This research aims to analytically examine Rousseau’s ideas based on his major works in terms of how he universally grounded science, ethics, and values with specific reference to education. As a result of the research, it was concluded that universal ethics with an internal basis is essential within an effort to rethink and establish a life that fosters human dignity. This ethics can only be established by trust and respect for humanity on the axis of freedom and tolerance in education.

Keywords: J. J. Rousseau, Education, Ethics, Science, Values

J. J. Rousseau’nun Bilim, Etik ve Değerlere Evrensel Bakışı Ekseninde Eğitimi Yeniden Düşünmek

Öz: Rousseau’nun evrensel nitelikteki etik dayanakları olan bazı soruşturmaları günümüzde de güncelliğinden bir şey kaybetmemiş, yalnızca farklı izdüşümleriyle şekil değiştirmiştir. Rousseau’nun Birinci Söylev adlı tartışmalı eserini oluşturmasına yol açan, Dijon Akademisi’nin, “bilimler ve sanatların gelişmesi ahlakın düzelmesine yardım etmiş midir?” sorusu, bu bağlamda, araştırmamıza temel oluşturmaktadır. Bugün, bilimsel ve teknolojik girişimlerin sınır tanımayan gelişimi eksenindeki ilerlemeci anlayış, etik alanında bazı tartışmaları da kaçınılmaz olarak gündeme taşımaktadır. Bu durum eğitime dair bazı evrensel hususların, yeniden tartışmaya açılmasına yol açmaktadır. Rousseau’nun belli başlı eserlerini incelediğimiz belge incelemesine dayalı olan bu araştırma, tarihsel bağlam gözetilerek kavramsal analiz yöntemiyle yürütülmüştür. Araştırma sonucunda gerek bilimle etiğin gerekse eğitimle yaşamın, değerler ekseninde bütünleştiği, insanlık onuruna yakışır bir hayatı yeniden düşünmek ve onu kurmak çabası içinde, içsel dayanakları olan evrensel bir etiğe elzem olarak ihtiyaç duyulduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu etik de ancak özgürlük ve müsamaha ekseninde, insana güven ve saygıyı temel alan bir eğitim anlayışla temellendirilebilir.

Anahtar kelimeler: J. J. Rousseau, Eğitim, Etik, Bilim, Değerler

Demet Savruk / Seyfi Kenan
DOI: 10.29224/insanveinsan.787940
Year 8, Issue 27, Winter 2021


Tam metin / Full text
(Turkish)

154 Downloads


Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License.

An Evaluation of the Direction of Social Studies Course in Turkey

Erol Çiydem / Selahattin Kaymakcı

Abstract: As a course social studies was involved into the Teacher Schools and Village Institute Program for the first time in 1953. The course was started to be taught in elementary schools in 1968 and in secondary schools in 1973. Regarding the social studies course, the Ministry of National Education has developed or updated the curricula in 1953, 1968, 1969, 1990, 1998, 2005, 2015 and 2018. Initially, the Social Studies Curricula, consisted of history, geography and citizenship subjects, has included social science disciplines such as anthropology, archeology, economics, law, political science, psychology and sociology in time. The multi-disciplinary structure has turned into the interdisciplinary one in the following process. At the same time, some changes have been done in the general direction of the curricula. The aim of this study is to determine the trends of Social Studies Curricula from the past (1953) to the present (2020). In this context, trends in the general goals and explanations of each curriculum were identified and how the future of social studies course will be in Turkey was tried to be predicted.

Keywords: Social studies, Curriculum, Trend, Turkey

Türkiye’de Sosyal Bilgiler Dersinin Yönelimi Üzerine Bir Değerlendirme

Öz: Türkiye’de Sosyal Bilgiler adı altında bir ders ilk defa 1953 yılında yayımlanmış olan Öğretmen Okulları ve Köy Enstitüleri Programı içerisinde yer almıştır. 1968 yılından itibaren ilkokullarda, 1973 yılında ise ortaokullarda okutulmaya başlanmıştır. Sosyal bilgiler dersine ilişkin olarak Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 1953, 1968, 1969, 1990, 1998, 2005, 2015 ve 2018 yıllarında öğretim programı yenileme veya güncelleme çalışmaları yapılmıştır. Başlangıçta tarih, coğrafya ve yurttaşlık bilgisi konularını içeren Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programları zamanla antropoloji, arkeoloji, ekonomi, hukuk, siyaset bilimi, psikoloji ve sosyoloji gibi diğer sosyal bilim disiplinlerini de içeren bir yapıya bürünmüştür. Çok disiplinli yapı takip eden süreçte disiplinlerarası bir hal almaya başlamıştır. Aynı zamanda programların genel yöneliminde de birtakım değişiklikler meydana gelmiştir. Bu çalışmanın amacı geçmişten (1953) günümüze (2020) Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programlarının eğilimlerini belirlemektir. Çalışmada her bir programın amaç ve açıklamalarındaki eğilimler tespit edilerek Türkiye’de sosyal bilgilerin geleceğinin ne olacağına ilişkin ipuçları elde edilmeye çalışılmıştır.

Anahtar kelimeler: Sosyal bilgiler, Öğretim programı, Eğilim, Türkiye

Erol Çiydem / Selahattin Kaymakcı
DOI: 10.29224/insanveinsan.818742
Year 8, Issue 27, Winter 2021


Tam metin / Full text

(Turkish)

186 Downloads


Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License.